TÜP BEBEK 3. TRANSFER

Anne baba olma arzumuza bir müddet ara vermeye karar verdik. Artık arkadaşlarımla dışarı çıkmak da kafamı dağıtmıyor, onlarla paylaşacak ortak konu bulamıyordum. Güncel hayattan, ayakkabılardan, çantalardan bahsetmek bana çok uzaktı. Eski Merve gitmiş, yerine bambaşka bir Merve gelmişti.

Anne olma arzum, bir istekten çok saplantı haline gelmişti. Bir müddet sonra yeni doktor arayışına girdik. En azından öteki tüpümü almadan hamile kalmama yardımcı olabilecek bir doktor arıyordum. Birkaç doktor bunun mümkün olduğunu belirtti. Bu doktorların arasından seçim yapmam gerekiyordu. Hepsine medikal hikâyemi özetleyen tüm testlerimin bulunduğu kalın dosyamla gittim. Dosyamı inceledikten sonra farklı önerilerde bulundular. Nihayet, aralarından bir tanesiyle yoluma devam etme kararı adım.

Ağlayarak hikâyemi anlatırken beni susturmayı denemedi. Sonuna kadar dinledi. Ne kadar zordu işi… bir sürü yüreği yaralı kadınla hem fiziksel hem psikolojik anlamda uğraşıyordu. Bana daha önce tüplerinde hidrosalphenks (bir çeşit iltihap) olan bir kadına, tüpünü almadan iğne ile enfeksiyonu  çekerek, nasıl transfer gerçekleştirdiğinden ve hamile kalmasına yardımcı olduğundan bahsetti. Yeniden bir antibiyotik tedavisiyle halledebileceğini düşünüyor ama olmaması ihtimaline karşın da beni uyarıyor, canımı acıtmadan, tatlı bir dille bana izah ediyordu. Bu sefer gereken tüm testlerin yapılmasını istedim. Bir kez daha boşa kürek çekmek istemiyordum.

İlk önce histereskopi yapıldı. Histereskopi ameliyatım çok güzel geçti. Narkozdan ayıldığımda, ufak bir polipim olduğunu ve onu temizlediğini, bu sebepten bu güne kadar gebe kalamamış olma ihtimalimin olduğunu öğrendim. Arkadaşlarım ziyarete geldiğinde, narkozdan artık keyif alarak uyandığımı söylediğimde güldüğümüzü hatırlıyorum.

Bunca senedir neden çocuk sahibi olamadığımızı araştırmak için artık bir takım genetik testler yapılması gerekiyordu.  Tam 7 tüp kan verdim.. Test sonuçlarının gelmesi 1 ayı buldu. Bende kan pıhtılaşması (mutasyon) olduğu saptandı. Bu sonuçlara istinaden bundan sonra hematolog gözetiminde tüp bebek yaptırmama karar verildi.

Bilgi için Test Sonuçlarım:

MTHFR -A1298C heterozigot tasiyici
Faktor II (Prothrombin) Heterozigot tasiyici
MTHFR C677T Heterozigot tasiyici

 

Gebe kalırsam, gebeliğim süresince her gün kan sulandırıcı iğne kullanacaktım. Doktoruma göre bu hamile kalmayı engelleyen bir problem olmaktan ziyade, gebelik süresince anne için hayati risk anlamına geliyordu. Yani bu iğneleri bende kan pıhtısı atmaması için kullanacaktım.

İnternette bu konuyla ilgili okuduğum senaryolar çok ağırdı! Onlarca kadın bu sebepten ileri gebelik haftalarında karınlarında bebeklerini kaybetmişlerdi. Şimdi artık sadece hamile kalamamaktan değil, karnımdaki bebeği doğuma yakın bir anda kaybetmekten de korkar olmuştum.

Tüm bunları yaşadığım süreçte,  gruptan üç arkadaşımızın daha hamilelik haberini aldım. Hepsi adına ayrı ayrı sevinsem de, aldığım her hamilelik haberiyle, özgüvenimden bir parça daha kopup yitiyordu. Bir kadın gibi hissetmiyordum kendimi artık. Onlarla olmak, giyinmek, gezmek, bana zevk vermiyordu. Aksine acı çekiyordum. Eşim bıkmadan, usanmadan bana destek olmaya devam ediyor, anlayışından hiçbir şey kaybetmiyordu.

Bir akşam eşim, grubun erkekleriyle dışarı çıkacaktı fakat beni evde bırakmak da istemiyordu. Böylece giderken yanında beni de götürdü. Erkek erkeğe muhabbette çok eğleniyor, kızları görmek çok canımı acıtıyordu.

Gecenin ilerleyen saatlerinde restorana kızlar da geldi. Yüzümün halini görünce, aralarından birinin kız kardeşi kulağıma eğildi ve duymak isteyeceğim en son cümleyi kurdu. “Üzülme bu kadar n’olur, bir gün senin de olur”.  O an, bunu onun biliyor olmasına, bunu bana söyleyebilmesine, bu cümleye, bunu nerden duyduğuna, tüm bunlara ne kadar ama ne kadar sinirlendiğimi ve kırıldığımı kelimelerle ifade etmem mümkün değil.

Yaşadıklarımın üzerimde yarattığı baskıyla, karakterimde inişler çıkışlar yaşamaya başladım. Bu olay, beni arkadaş gurubumdan tamamen koparmaya başladı. Benim de bulunduğum whatsapp grubunda miniklere takma isimler takıyorlar, en doğal hakları olan mutluluklarını paylaşıyorlardı. Fakat benim buna dayanacak gücüm yoktu. Ne bunu benim onlara yapmaya, ne de onların bana bunu yapmaya hakkı vardı! Onlar bu güzel duyguyu doya doya paylaşma hakkına sahiptiler. Ben de acıma acı katmamak adına bir müddet hamilelerden uzak durma hakkına! Kendilerine güzel bir mesaj yazarak izin istedim ve guruptan geçici bir süreliğine şu mesajla ayrıldım.

“Arkadaşlar sizinle çok güzel yıllar geçirdik.  Şimdi çok güzel bir duygu yaşıyorsunuz ve bunu grubumuzda doya doya paylaşmak en doğal hakkınız. Yalnız ben kolay günler geçirmiyorum, yaşadıklarımı en iyi sizler biliyorsunuz. Hamileliği uzunca bir süre kafamdan atmam gerektiğine karar verdim. Koşulların bu şekilde olmasına ve bu sebepten, yani hamile olduğunuz için sizlerden ayrı kalacak olmama, mutluluğunuzu paylaşamayacak olmama çok ama çok üzgünüm. Allah hiçbirinizi evlat hasretiyle sınamasın ve hiçbir zaman beni anlamak için hissettiğimi hissetmek zorunda kalmayın. Umarım döndüğümde sizleri bıraktığım gibi bulurum. Hepinizi çok seviyorum”

Yıllardır sürekli birlikte olduğum grubun kızlarının hamile kalması değil de, benim bulunduğum koşul sebebiyle onlardan artık uzak kalmak zorunda olmam içimi acıtıyor, ötekileşmem çok ağrıma gidiyordu. Onlarla aynı anda hamile olsam, hiçbir şey böyle olmayacaktı.

Sosyal hayatta olduğu gibi, iş hayatımda da verimliliğimi kaybettim. Çalışanlara sebepli sebepsiz bağırıyordum. Ben kendime tahammül edemiyordum! Progestan iğnelerinden kalçam morluk ve beze içindeydi fakat tek acıyan oram değildi! Canım kalbimdeydi.

Kendimi biraz toparladıktan ve bu durumu biraz sindirdikten sonra, yeni doktorumla, uzun bir protokolle, yepyeni bir tedaviye başladık. Uzun protokol yaklaşık iki ay süren bir tedaviydi. Yani transferin olacağı günden 1,5 ay önce hormon iğnelerimi vurulmaya başladım. Günde üç iğne vuruluyordum. Kan sulandırıcı iğnelere ise transferden birkaç gün sonra başlayacaktım.

Uzun protokol le 11 tane yumurta toplandı, bunlardan 9’u döllendi. Transfer günü tabi ki yine çok heyecanlıydım. Bir müddet internette bir şeyler okumamaya karar verdim. Moralimi bozmak istemiyordum ama elimde değildi. Okumasam da bu kan pıhtılaşması olayı kafamı çok kurcalıyordu. Ya hamile kalır da, bebeğimi son aylarda karnımda kaybedersem diye korkmaya başladım. Fark ettim ki, transferden sonra hamile kalmaktan da korkuyordum! Allah’ım nasıl bir psikolojiydi bu!

Test günü gelip çattığında, hamile kaldığım haberini aldığımda delirecek kadar sevindiğimi hatırlıyorum! Evet biraz olumlu düşünebilseydim keşke, ama yıllardır benim başıma gelmez diye düşündüğüm onca şey başıma geldi ki, “yok artık bu da benim başıma gelmez herhalde” diyemiyordum bir türlü. Sanki bu gebeliği kaybedecekmişim ve çok acı çekecekmişim hissine kapıldım ve hislerimde haklı çıktım. O gece ateşim çıktı, ilk transferde başıma aynı şey gelmişti. Tüp bebekte ilk hafta düzenli BHCG kontrolü alındığından, iki gün sonra tekrar hormon testi için kan verdiğimde sonuç belliydi. Düşük yapıyordum.

Üçüncü bebeğimi de böylece kaybettim.